Wednesday, April 8, 2015

it's the wine posting




100 salyangoz ve ben..
yagmurda..
bi onlar bi ben varim disarida..
90lar kulakta..

Monday, March 16, 2015

gulen adam



Amma bozulmustum cocukken Kemal Sunal'a 'Gulen Adam'i ilk izledigimde. Ismi gulen adam olup aslinda komedi olmayan bir film olamazdi.. hem de Kemal Sunal! Filmde guluyor, espriler de var ama dram bu, uzuluyoruz falan sonra sonunda agliyoruz nasil is.. sonradan anladik komedinin komurunu.
Bu kadar nasil isledi bilmiyorum, su 3 satirin amaci da suydu zaten, muzigi...
Hani hep yakalanmak istenen Hababam tonu, yavasi ayri hizlisi ayri yarattigi etki.
Bilmiyorum belki de calinmasi cok kolay geldigindendir o ara, ama, 10..20..30 yasinda da nerede bir klavye gorsem parmaklarimin gittigi ilk 3-5 melodiden biri oldu hep, hala da oyle..cok ilginc.
Benim hep caldigim 2. dakikadan sonrasi(ydi) hareketli hali, ama hep huzunlu..

Saturday, November 16, 2013

the way way back

Feel good movie arsivimize ekledik. Bazen içinde bulunduğun durumdan kötüsünü görüp şükretme, bazen iyisinin çok yakında olduğunu görme ve rahatlama, bazen birebir aynısı ve sırıtık şaşkınlık, bazen çok alakasız bir hikaye ama tanıdık yerler, ya da e şıkkı. Nedenlerinden çok nasıl hissettirdiğinin bir kez daha önemli olduğu, rahat, doğal, sıcak bir akış. Hiç ahım şahım bir senaryo değil aslında diyerek The Descendantsla Oscar kazanmış adamları bir batırayım ki hem yazmış hem yönetmişler, bir de üstüne az ama öz oynamışlar filmde. Sam Rockwell başta her rol cuk, Steve Carell'ı da ilk defa bu kadar itici görmek de cabası. Sıcacık, adeta youtubeda kedi videosu izler gibi.. şaka şaka, asla! :)
Güzel işte, beklenti yapmayın, izleyin.
Bon appetit! Yok yok Gesundheit.. yok o da değildi Javier Bardem.. bu da olmadı. Hah Karpal Tünel! Yani anı yaşayın, karpal anı demek, tünel yaşayın latincede!
:P
 

Wednesday, February 13, 2013

mavi kelebek

photo by karltaylor















Şarkı aşağıda doya doya dinlensin diye..
Hikayesi.. eh o bana kalsın,  zaten tarihi değiştiriyorum ben.. ;')

Göksel, araya bir kaç plak cızırtısı eklesek hiç sırıtmayacak o döneme ait sesiyle şu aralar Kemal Tahir'in Esir Şehir üçlemesinin üçüncüsü Yol Ayrımı'nın dizi versiyonunda boy,endam ve sesiyle yer alıyor. Hiç izlemedim bilemiyorum nasıl yansımış roman, özellikle du dönemde. Bildiğim Esir Şehrin İnsanları yani ilk kitap tam on sene once yine Trt için diziye uyarlandığında her bölüm tüyleri diken diken etmeye yetmişti, Cumhuriyet öncesi dönemi, isimsiz kahramanların yaptıkları, hissettirdikleri ve önemli oyuncu kadrosuyla. Fiziksel olarak cd, dvd bulmak pek mümkün gözükmese de nette çeşitli platformlarda hala bulunabiliyorken kesinlikle izlenmesi gereken bir seri, 5 bölümdü hatırladığım kadarıyla. Kitapları yarım bıraktırmıştı hatırlıyorum, sanırım o eksikliği de tamamlama vaktidir.

Şimdi tekrar şarkı götürsün uzaklara.. once Göksel sonra tabi ki İbrahim Özgür..

Thursday, February 7, 2013

the perks of being a wallflower





















5 sene olmus kitabı okuyalı. Teenage kitabı diye burun kıvırıp, sonra göz atarken elimden dusuremeyip bir solukta bitirmem daha dun gibi. Tabi ki kitap cok daha iyi, ha film de güzel her ne kadar bonkör olamasam da imdb abi gibi. Az verirler begenmem cok verirler begenmem, su sıra gecinemiyoruz sanki. Yine de kitaba en cok bu kadar yaklasılabilir sanırım, yazar da yönetmen de aynı olunca boyle bir sartlanma geliyor en azından, yok ama kitap daha bir sarıp sarmalıyor Charlie'yle geziyorsun oradasın ve yanlıs hatırlamıyorsam sevimsiz seyler yaptıgı zamanlar bile anlatım seklinden dolayı sempatik geliyordu kerata. Soundtrack tabi ki basarılı bu tarz filmlerde yanıltmayan türden. İki cümle icinden biri en bariz olanı digeri kisisel algıda smithscilik ;)

''We accept the love we think we deserve''

''I love the Smiths''

Yok artık Smiths nereye kadar :P

Tuesday, February 5, 2013

too heart



Bir kayIp ilani.

Sunday, February 3, 2013

liberal arts

Basyapit mi? Kesinlikle hayir. Oyle bir iddiasi var mi? Kesinlikle hayir.

Himym, htymp referansli josh radnor'i gorunce hemen indirilen (dvd, dvd, raftan indirilen dvd) :) ve en beklentisiz zamanda izlenen diger filmler gibi pisman etmeyen bir feel good movie ki aslinda hic de iyi hissettirmedigi zamanlar ve ic hesaplasmalara gebe bir potansiyele sahip kendisi. Yine nasil bir uzun cumleyle basladik hado bakalim. Aslinda yer yer klise, yer yer farkli veya zit dusunceler barindirmasina ragmen o dogal ve gercek halinden taviz vermedigi icin son zamanlarda izlenen cok daha iyi filmlere ragmen bu ice isliyor. Olsen ismini daha dogrusu soyadini gorunce bi irkilme yasansa da, aplalarinin kafada yarattigi izlenimi cok cabuk unutturuyor. Senaryo filmi izledikten sonra tekrar okunmali, akista kaybolan seyleri tekrar dusunmeli okuyup. Kampus ortami her zaman iyi hissettiriyor o kesin, icindeyken de izlerken de. Hele bir Kafe-kutuphanemsi var ki disarisi yemyesil, beyaz cerceveli kocaman pencereler ve pofuduk koltuklar.. Bir tane acicam onlardan! :) Konuyla ilgili tek bir ipucu vermedigimiz, spoilerden odumuzun koptugu bir ufacik yazi oldu yine. Imdb'nin 6 serisine ait bir guzellik daha, niceleri Iyi hissettirdi, gelenek devam ediyor.. Hem de boktan hissederken bu kadar.

Bok demeseydik iyiydi, Boyle baglamasaydik.